Yıkıcı Dijital Teknolojiler

Photo by Unseen Studio / Unsplash

Dijital teknolojilerin gelişimine ilişkin öngörüler düşünüldüğünde,  insanların ürettiği bilginin ve entellektüel birikimin niteliği ile ilgili var sayımlar, geçerliliğini kaybediyor. Bilgi artık sadece insan tarafından üretilmiyor, yapay zeka da gün geçtikçe çok daha nitelikli veri üretiyor.

Aniden ortaya çıkan ve oyunun kurallarını çok hızlı bir şekilde değiştiren teknolojilere “Yıkıcı Teknolojiler” adı veriliyor. “Dijital Teknolojiler” söz konusu olduğunda bunun örneklerine çok daha fazla rastlıyoruz.

Bu yazıya konu olarak “Yıkıcı Dijital Teknolojiler”i seçtim  ve oldukça güçlü bir gerekçem var. Tüm dünyanın dilinden düşürmediği bu kavramın, salt hype bir konu olmasından değil, bireyler ve organizasyonel yapılar  açısından oldukça yakın bir tehdit ve aynı zamanda büyük bir fırsat kaynağı olmasından kaynaklanması.

Hype kelimesi, bir ürün, olay veya fikrin abartılı bir şekilde popülerleştirilmesi ve tanıtılmasına deniyor. Sonuçları açısından bakıldığında bazı alanlarda, abartının gerçeğin ta kendisi olduğu durumlar da sıklıkla gözleniyor.

Günümüz teknolojileri,  veri artış hızına ve yapay zeka tarafından işlenebilen veri miktarının artışına bağlı olarak  büyük sıçramalar şeklinde değişiyor ve gelişiyor. Çoklu disiplinlerin eş zamanlı olarak gelişmesine neden olan bu durum, günün sonunda mevcut teknolojinin terk edilerek, yeni teknolojiye geçişin oldukça çabuk olmasına, geçmiş zamanlara bir kaç on yılda oluşan dönüşümlerin yıllar ile ifade edilen zaman aralıklarına dönüşmesine neden oluyor.

Aslında her şey öyle bir sabah oluşmuyor. Belirli yaklaşımlar ile geleceği tahmin etmek mümkün. Bu konudadaki ünlü yaklaşımlardan birisi, konuyla ilgili ortamlarda sıklıkla kullanılan “Hype Cycle for Emerging Technologies” adını taşıyor, 2017 yılında Gartner tarafından yayınlanan ve Türkçe’ye “Yükselen Teknolojiler için Hype Döngüsü” olarak çevrilebilecek olan  bu yaklaşım ile, henüz yeni piyasaya sürülen ve yaygınlaşmaya başlayan teknoloji alanlarının, bundan önce hangi aşamalardan geçtiğini anlamaya yönelik bir metodoloji sunuyor.

Peki bu yaklaşımların bizler ve çalıştığımız kurumlar için önemi nedir ? Bu yaklaşımlar, kurumlar ve bireyler için önümüzdeki  yıllarda karşılaşılacak, dolayısıyla şimdiden pozisyon alınabilecek teknolojileri bilebilme imkanı sağlıyor.

Bu durumu daha anlaşılır kılmak amacı ile bu yaklaşım temelinde iki farklı zaman dilimi için bir analiz ortaya koymak isterim. İlk zaman dilimi, içinde bulunduğumuz 2023 yılı ve yakın gelecek zamanı içeriyor.  Gelin birkaç teknoloji başlığı sayayım;

  • Derin Öğrenme
  • Makine öğrenmesi
  • IoT Platformları
  • Serverless PaaS Platformları
  • SDS, Yazılım tanımlı güvenlik
  • Ticari Drone’lar

Birden bire önümüze çıkıveren ve bedeli karşılığı hemen kullanılabilir durumdaki bu teknolojilerin, bugün bu durumda olacağı beş yıl öncesinden tahmin edilmişti. 2017 yılında bilinir olan ve bugün her yerde karşılaştığımız bu teknolojiler,  için artık ancak tüketici olabilmek mümkün. Zira gelişimlerini tamamlayarak tüketici önünde olgunlaşmış birer ürün olarak duruyorlar.

Ben bu teknolojilerin hiç biri ile karşılaşmadım diyen olabilir. Bunu söyleyenlere sormak isterim,  buzdolabınız yada klimanız evin kablosuz ağına bağlanıyor değil mi  ?  Sosyal medyada ve genel olarak internette dolaşırken, arkadaşınızla demin yazıştığınız ve hatta konuştuğunuz konular sürpriz bir şekilde önünüze çıkıveriyor değil mi ?

Görüleceği üzere içinde yaşadığımız  zaman diliminde farkında olsak da olmasak da karşılaştığımız bu teknoloji alanları, 2017 yılı için kişisel gelişim hedefi, ya da çalıştığımız organizasyon için gerek ürün ve gerekse üretim süreçleri için değişim hedefleri olarak konabilecek alanlardı.

Hiç bir şey için çok geç değil. Önümüzdeki beş yılın sonunda olgunluklarını tamamlayacak teknoloji alanları ise şunlar;

  • Akıllı Çalışma Alanları
  • Sohbet Odaklı Kullanıcı Arayüzleri
  • Blokchain
  • Bağlantılı Evler
  • Derin Takviyeli Öğrenme
  • Akıllı Robotlar

Harekete geçmek için hiçbir zaman geç değil. Bu alanların etkilerini değerlendirmek yeterli. Peki bu teknolojiler yıkıcı sonuçlar doğurabilir mi gerçekten ?

Dogan ZORLU

Dogan ZORLU